18 Eylül 2026 - Cuma

Kırılan Halkalar: Hırs ve Siyaset Çağında Akraba, Komşu ve Ümmet Hukuk

​Çağımız, insanın maddeyle kurduğu bağın nesneleri aşıp ruhu kuşattığı garip bir fetret dönemini ağırlıyor.

Yazar - Ali Kılıç
Okuma Süresi: 5 dk.
Ali Kılıç

Ali Kılıç

-
Google News

Kırılan Halkalar: Hırs ve Siyaset Çağında Akraba, Komşu ve Ümmet Hukuku

​Çağımız, insanın maddeyle kurduğu bağın nesneleri aşıp ruhu kuşattığı garip bir fetret dönemini ağırlıyor. Mal biriktirme tutkusu, makam sevdası, dünyalık hesaplar ve maalesef gelip geçici siyasi fikir ayrılıkları; düne kadar sırtımızı yasladığımız en güvenli limanları zedeliyor. Bugün İslam aleminde, şehirlerde yahut köylarda en çok duyduğumuz ahların merkezinde ne yazık ki aynı mülahaza var: Kardeşin kardeşe, evladın anne babaya, komşunun komşuya, akrabanın akrabaya yabancılaşması; hatta dünya malı ve siyasi çekişmeler uğruna insanların birbirine düşman kesilmesi.
​Dünya ihtirası ve hırs kalbe yerleştiğinde, kul hakkı ve akrabalık hukuku (sıla-i rahim) ilk feda edilen değerler haline geliyor. Oysa bizler, "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" anlayışını medeniyetinin merkezine koymuş bir dinin ve törenin mensuplarıyız.
​İlahi İkaz ve Nebevî Ölçü
​Meseleye dair Kur'an-ı Kerim’in uyarmadığı tek bir husus yoktur. Cenâb-ı Hak, dünya malının bir imtihan olduğunu ve hırsın insanı nerelere sürükleyebileceğini şöyle beyan buyurur:
​"Bilin ki mallarınız ve evlatlarınız ancak birer imtihandır (fitnedir)." (Enfâl, 28)
​Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise çağımızın bu kanayan yarasına asırlar öncesinden işaret ederek ümmetin asıl tehlikesini açıkça haber vermiştir:
​"Her ümmetin bir fitnesi (imtihanı) vardır; benim ümmetimin fitnesi ise maldır." (Tirmizî)
​Bir başka hadis-i şerifte ise akrabalık bağlarını koparmanın vahim neticesi şöyle hatırlatılır:
​"Akrabalık bağlarını koparan kimse cennete giremez." (Buhârî, Müslim)
​Hikmet Pınarından Hikmetli Öğütler
​Gönül erleri, büyük alimler ve devlet aklını inşa eden büyüklerimiz, hırsın ve adalet yoksunluğunun toplumu içten içe nasıl çürüttüğünü her fırsatta dile getirmişlerdir.
​İmam Gazâlî: Hırsın ve haksızlığın kalbi nasıl öldürdüğünü uyararak şöyle der: "Kalbin kararmasının belirtisi, günahlara üzülmemek ve itaatlerden lezzet alamamaktır. Kalbini hırs ve dünya sevgisinden temizlemeyen kimse, hakikatin tadına varamaz." Gazâlî Hazretleri ayrıca adaletin ve ahlakın olmadığı yerde kardeşliğin de yok olacağını öğütler.
​Ahi Evran: "Eline, diline, beline sahip ol; kapını, sofranı, elini açık tut." diyerek komşuluk ve kardeşlik hukukunun temelini cömertlik ve ahlak olarak çizmiştir.
​Yunus Emre: "Mal da yalan, mülk de yalan / Var biraz da sen oyalan" mısralarıyla fani dünyanın kuru kavgasının anlamsızlığını yüzümüze çarpar.
​Şeyh Edebali: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" derken, insanı yaşatmanın ilk şartının yakın çevreden başlayarak adalet, merhamet ve gönül alma olduğunu öğütler. Unutmamak gerekir ki adalet bir gün herkese lazım olur; adaletin ve hakkaniyetin gözetilmediği yerde ne akrabalık kalır ne de komşuluk.
​Siyaset Usulü, Akrabalık Esastır
​Bugün mal fitnesinin yanına eklenen bir diğer büyük yara da günlük siyasi tartışmalar yüzünden kırılan kalplerdir. Siyasi görüşler, partiler ve makamlar gelip geçicidir; ancak kardeşlik, akrabalık ve komşuluk bakidir. Farklı düşünmek düşman olmayı gerektirmez. Geçici siyasi çekişmeler uğruna bir akrabanın hatırını kırmak, bir komşunun selamını kesmek akıl ve vicdan karı değildir. Siyaset insanları ayırırken, İslam ahlakı ve adalet bizi birleştirmelidir.
​Atalar Sözü Ne Der?
​Kadim kültürümüzün süzgecinden geçen atasözlerimiz de hırsın yıkıcılığını ve yakın ilişkilerin kıymetini veciz bir şekilde ifade eder:
​"Ev alma, komşu al."
​"Gülme komşuna, gelir başına." (Bugün başkasına yapılan bir haksızlığa ya da düşülen bir zorluğa gülmek veya sessiz kalmak, yarın aynı imtihanla karşılaşmanın kapısını aralar.)
​"Mal sevdası, akrabayı el ettirir."
​"Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz; ama hırsla toplanan malın bereketi olmaz."
​Netice-i Kelam
​Köylümüzden kentlimize, kardeşimizden komşumuza kadar hepimiz aynı imtihanın içindeyiz. Dünyalık bir tarlanın sınırı, bir dairenin paylaşımı yahut geçici bir siyasi fikir ayrılığı; bir ananın rızasından, bir kardeşin tebessümünden, bir komşunun selamından daha kıymetli değildir.
​Musallaya konduğumuzda arkamızda bıraktığımız tarlalar, banka hesapları yahut siyasi zaferler değil; ihlasla kılınan namazlar, helal rızık, adaletle atılan adımlar ve arkamızdan edilen "Allah razı olsun" duaları kalacaktır. Kırılan halkaları tamir etmek, hırsı ve siyasi taassubu kenara bırakıp merhamet ve hakkaniyetle kucaklaşmak zorundayız. Aksalara, köylere ve şehirlere huzur; ancak malın ve siyasetin kölesi değil, adaletin, ahlakın ve kardeşliğin muhafızı olduğumuz gün gelecektir.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.