Trabzonspor’un Kurtuluş Reçetesi Ağasar’dadır
Trabzonspor, sadece bir futbol kulübü değildir; bir şehrin hırsı, bir halkın direnişi ve bir coğrafyanın hayata kafa tutuşudur. Biz bu takımı milyon avroluk imza törenlerinde değil; çamurlu tarlalarda, yokuş yukarı koşan çocukların kesik nefesinde sevdik.

Ali Kılıç
-*Trabzonspor’un Kurtuluş Reçetesi Ağasar’dadır!*
Trabzonspor, sadece bir futbol kulübü değildir; bir şehrin hırsı, bir halkın direnişi ve bir coğrafyanın hayata kafa tutuşudur. Biz bu takımı milyon avroluk imza törenlerinde değil; çamurlu tarlalarda, yokuş yukarı koşan çocukların kesik nefesinde sevdik. Ancak bugün, kulübün geleceğini sigortalayacak o büyük güç; transfer borsasının tozlu odalarında ve kur farkının pençesinde eriyip gidiyor.
Yaylanın Çizmesi, Şehrin Forması
Geçmişe bir bakın... Trabzonspor’u efsane yapan, o şanlı kupaları müzemize getiren kadroların iskeleti nereden geliyordu? Rio’nun plajlarından değil; Tonya’nın, Maçka’nın, Sürmene’nin ve Şalpazarı Ağasar’ın sarp yamaçlarından geliyordu. O çocuklar o formayı sadece profesyonel bir iş olarak değil, bir onur mücadelesi olarak terletirdi.
Bugün geldiğimiz noktada ise Şalpazarı gibi yetenek kaynayan bir ilçenin evlatları, antrenman yapacak saha bulamadığı için komşu ilçe Beşikdüzü spor kapısını çalıyor. Biz ise elimizdeki bu devasa insani sermayeyi görmezden gelip, elin yabancısının son transfer sözleşmesine imza atmasını bekliyoruz. Bu sadece ekonomik bir hata değil, aynı zamanda kendi kimliğimizden bir kopuştur.
Şalpazarı’ndan Dünyaya: Bir Futbol Fabrikası Hayali
Rakamlar yalan söylemez: Türkiye’deki elit milli futbolcuların yaklaşık %30’u Trabzon kökenlidir. Bu istatistik, bu toprakların genlerinde futbolun kodlandığını kanıtlıyor. Peki, biz bu madeni işliyor muyuz? Hayır. Milyon avroları dışarı saçmak yerine; Şalpazarı’na, ve sahası olmayan her ilçeye modern tesisler ve "Futbol Akademileri" kurmalıyız.
Köşe başında bekleyen yetenekli çocuğa maaş verip, cebine harçlığını koyup, onu köyünden koparmadan modern futbol eğitimiyle donatsak ne olur biliyor musunuz?
Ekonomik Kurtuluş: 10 yıl sonra Şenol Güneş’in, Dozer Cemil’in, Fatih Tekke’nin ve Gökdeniz’in yeni versiyonlarını Avrupa’ya ihraç eder, kulübün kasasını dövizle doldururuz.
Kimliğe Dönüş: Sahada "yüreğiyle oynayan" oyuncu profiline yeniden kavuşuruz. Taraftar, sahada kendi köylüsünü, kendi evladını görür.
Tersine Göç: Köyünde futbol akademisi olan,başarılı olan gençler maaş alır, gelecek hayali kuran genç, şehre göç etmez; toprağına ve memleketine sahip çıkar.
Mazeret Değil, İrade Vakti
"Arsa yok" mazereti, vizyonsuzluğun kılıfıdır. Modern mühendislik ve yabancıya giden bir yıllık maaşın gücüyle, Şalpazarı’nın dik yamaçlarında dünyanın en modern akademi binaları yükselebilir.
Trabzonspor’un kurtuluşu transferde değil, öz kaynaktadır. Trabzonspor’u geçmişte olduğu gibi yine yaylanın, köyün çocukları şampiyon yapacaktır. Rotayı yeniden Ağasar’a, yeniden kendi evladımıza çevirme vaktidir. Çünkü biz; parayla saadet değil, yürekle şampiyonluk kazanan bir camiayız.