Karanlıkta Kalan Gol Sevinci: Özelleştirme Hikayesi
Dün sabah tüm Türkiye ekran başına kilitlenmiş, nefesler tutulmuş, milli takımımızın yeşil sahada vereceği mücadeleyi bekliyordu.

Ali Kılıç
-Karanlıkta Kalan Gol Sevinci: Özelleştirme Hikayesi ve Trabzon’un Bitmeyen Elektrik Çilesi
Dün sabah tüm Türkiye ekran başına kilitlenmiş, nefesler tutulmuş, milli takımımızın yeşil sahada vereceği mücadeleyi bekliyordu. Ancak Trabzon’un birçok ilçesinde, özellikle de Şalpazarı, Beşikdüzü, Of, Hayrat ve Akçaabat’ta halk, coşku yerine zifiri karanlıkla ve simsiyah bir ekranla karşılaştı.
Bir milli maçı izlemek gibi en temel sosyal lüksten mahrum bırakılmak, aslında Karadeniz insanı için bardağı taşıran son damlaydı. Çünkü bu kesintiler anlık bir arızadan ibaret değil; kronikleşmiş, adeta gündelik hayatın bir parçası haline gelmiş büyük bir sistemsel sorunun dışa vurumudur.
Neden Özellikle Kırsal ve Taşra İlçeleri?
Vatandaşın haklı olarak sorduğu ilk soru şu: "Neden en ufak bir yağmurda, rüzgarda buralarda elektrikler kesiliyor?" Bu kronik mağduriyetin ardında hem coğrafi hem de yapısal üç büyük gerekçe yatıyor:
Yetersiz Altyapı Yatırımları ve Yaşlı Şebekeler: Trabzon’un kırsal ve dağlık ilçelerinde şebekelerin büyük bir kısmı hala "havai hat" denilen açık kablolardan oluşuyor. Şirketlerin altyapıyı modernleştirme, kabloları yer altına alma ve yeni nesil güvenlik ekipmanlarıyla donatma yatırımları, nüfusun yoğun olduğu şehir merkezlerine kıyasla taşrada kaplumbağa hızıyla ilerliyor.
Zorlu Coğrafya ve Bakımsızlık: Doğu Karadeniz’in bitki örtüsü ve engebeli arazisi, elektrik hatlarının sürekli ağaç dallarıyla temas etmesine, fırtınalarda hatların kolayca kopmasına yol açıyor. Hat bakımlarının, budama ve trafo yenileme işlemlerinin zamanında yapılmaması, hafif bir yağışta dahi sistemin felç olmasıyla sonuçlanıyor.
Yetersiz Saha Ekibi ve Personel: Özelleştirme sonrası kâr marjını artırmak isteyen şirketlerin, arıza müdahale ekiplerini minimumda tuttuğu iddia ediliyor. Geniş bir coğrafyaya yayılan az sayıda ekip, Beşikdüzü’nden Şalpazarı’nın dağ köyüne yetişene kadar saatler, bazen günler geçiyor.
Özelleştirme Kime Yaradı: Devlet mi Zarar Ediyor, Şirketler mi Zenginleşiyor?
Halkın öfkesi sadece maçı kaçırmış olmaktan değil, her ay düzenli ödediği yüksek faturaların karşılığında bu kalitesiz hizmete mahkum edilmesinden kaynaklanıyor. 2013 yılında elektrik dağıtım işinin tamamen özel sektöre devredilmesinin ardından vaat edilen şey "kalite, rekabet ve ucuzluk" idi. Ancak resmi mali tablolar ve sahadaki gerçekler tam tersi bir tabloyu işaret ediyor.
1. TEDAŞ'ın Sırtındaki Ağır Yük
Dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesinden sonra kamuda kalan TEDAŞ’ın mali yapısı ciddi şekilde bozuldu. Özelleştirme öncesinden kalan alacakların tahsil edilememesi ve mali yüklerin kamunun sırtına bırakılması sebebiyle, kurum milyarlarca liralık birikmiş net zararla karşı karşıya kaldı. Gelir özel şirketlerin kasasına akarken, sistemin geçmiş kamburu yine halkın vergileriyle devlete kaldı.
2. Kâr Odaklı Yaklaşım ve Denetimsizlik
Özel dağıtım firmaları, garantili fatura tahsilatları ve düzenli gelir akışıyla kârlılıklarını sürdürürken, altyapıya yapmaları gereken zorunlu yatırımları minimumda tutarak bütçelerini optimize ediyorlar. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) yaptırımlarının caydırıcı olmaması, bu firmaların "nasıl olsa tekeliz, vatandaş bize mahkum" rahatlığıyla hareket etmesine neden oluyor.
Çarpık Düzen: Faturalarını bir gün geciktirenin elektriğini anında kesen şirketler, günlerce süren kesintilerde vatandaşa ne tazminat ödüyor ne de karşısında muhatap çıkarıyor.
Sonuç: Temel Hizmete Erişim Lütuf Değildir
Evlerdeki o simsiyah, karanlık ekranlar yalnızca bir futbol maçının kaçırılmasını simgelemiyor. O karanlık; Karadeniz insanının bozulan mutfak dolaplarındaki yiyeceklerini, voltaj dalgalanması yüzünden yanan beyaz eşyalarını ve en temel insani hak olan kesintisiz enerjiye erişemeyişini simgeliyor.
Elektrik dağıtımı bir ticarethane mantığıyla, sadece kâr-zarar ekseninde yönetilemeyecek kadar stratejik bir kamu hizmetidir.
Devletin özelleştirme politikalarını acilen masaya yatırması,
Şirketler üzerindeki denetim mekanizmalarını sıkılaştırması,
Taahhüt edilen altyapı yatırımlarını yapmayan firmalara ağır yaptırımlar, hatta gerekirse lisans iptalleri uygulaması gerekmektedir.
Trabzon halkı karanlıkta kalmayı değil, parasını ödediği hizmeti insanca almayı talep ediyor. Şirketlerin kasası dolarken halkın mağdur olduğu bu çarpık düzen, daha fazla sürdürülebilir değildir.