Sağlık Mı, Ticaret Mi?
Milyar Dolarlık "İyileşme" Tiyatrosu Son yıllarda önümüze düşen tablolar hep aynı hikâyeyi anlatıyor:

Ali Kılıç
-Sağlık Mı, Ticaret Mi? Milyar Dolarlık "İyileşme" Tiyatrosu
Son yıllarda önümüze düşen tablolar hep aynı hikâyeyi anlatıyor: Onlarca, yüzlerce milyar dolarlık devasa bir pazar. 2024 yılı verilerine göre Pfizer, Johnson & Johnson ve Merck gibi devler, bir yılda orta ölçekli ülkelerin bütçesinden daha fazla gelir elde etti. Peki, bu devasa rakamlar sadece bir "başarı" mı, yoksa insan sağlığı üzerinden oynanan büyük bir fırıldağın faturası mı?
"Hastalığı Ver, Şifayı Sat" Döngüsü
Halk arasında artık yüksek sesle soruluyor: "İlaç şirketleri iyileştirmeyi mi hedefliyor, yoksa ömür boyu müşteri yapmayı mı?" Prof. Dr. Serhat Fındık gibi hocalarımızın da sıkça vurguladığı o kritik soruyla karşı karşıyayız: Elimizdeki bu ilaçlar şifa mı, yoksa yavaş etkili birer zehir mi?
Pandemi dönemiyle başlayan süreç, bu şüpheleri zirveye taşıdı. O dönemde büyük bir kurtarıcı gibi sunulan aşıların ardından; bugün her gün bir yakınımızdan, komşumuzdan gelen "ani ölüm" haberleriyle sarsılıyoruz. Gün geçmiyor ki gencecik insanların kalp kriziyle hayata veda ettiğini, beyne pıhtı atma vakalarını veya aort damarı genişlemesi gibi ağır tabloları duymayalım. İnsanlar artık haklı olarak soruyor: Bu ölümler bir tesadüf mü, yoksa o dönem uygulanan dayatmaların birer yan ürünü mü?
Türkiye’nin İlaç Karnesi: Yerli mi, Ambalaj mı?
Ekonomik boyuta baktığımızda ise tablo daha da karanlık. Türkiye’nin ilaç harcamaları 2025’te 400 milyar TL sınırını aşmaya hazırlanıyor. Ancak burada bir "algı oyunu" var. Kutuların üzerinde "Türkiye’de üretilmiştir" yazması bizi yanıltmasın. Evet, işçilik burada olabilir; ama ilacın kalbi, yani etken maddesi hâlâ %90 oranında dışa bağımlı. Küresel devler, yerli işbirlikçiler eliyle kurdukları sistemde sadece ambalajı burada yapıyor, kârın aslan payını ve patent kontrolünü elinde tutmaya devam ediyor.
Tiyatro mu, Gerçek mi?
Bugün modern tıp adeta bir tiyatro sahnesine dönüştü. Bir yanda "hayat kurtarıyoruz" diyen reklamlar, diğer yanda aşı sonrası patlama yapan kronik hastalıklar ve artan pıhtı vakaları... İlaç devleri AR-GE çalışmalarına milyarlar harcadıklarını iddia etseler de, lobi faaliyetlerine harcanan paraların bilimsel gerçeğin üstünü örttüğü artık bir sır değil.
Hastalık da şifa da aynı elden çıkınca, insanın aklına şu soru çakılıyor: Biz gerçekten hasta mı oluyoruz, yoksa bu devasa çarkın dişlileri arasında öğütülmek için mi hasta ediliyoruz?
Sonuç olarak;
Kendi hammaddemizi üretmediğimiz, kendi milli molekülümüzü geliştirmediğimiz ve sorgulayan bilim insanlarına kulak vermediğimiz sürece bu senaryoda bize sadece "müşteri" rolü düşecek. Eğer bir "şifa" sadece parası olana veriliyor veya iyileştirmek yerine yeni hastalıklar doğuruyorsa; o sahnede oynanan oyun sağlık değil, sadece milyar dolarlık bir ticarettir.
Yazar : Ali Kılıç