EĞİTİMDE ÖZ’E DÖNÜŞ: ŞALPAZARI’NDAN TÜRKİYE’YE BİR GELECEK İNŞASI
Türkiye’nin eğitim sistemi, sadece müfredat kitaplarının arasına sıkışmış bir bilgi aktarımı değil; bir milletin varoluş mücadelesinin en stratejik cephesidir.

Ali Kılıç
-Türkiye’nin eğitim sistemi, sadece müfredat kitaplarının arasına sıkışmış bir bilgi aktarımı değil; bir milletin varoluş mücadelesinin en stratejik cephesidir. Bugün yaşadığımız disiplinsizlik ve verimsizlik gibi sorunların temelinde, kendi kültürel kodlarımızdan kopuk, yeteneği körelten ithal sistemler yatmaktadır. Balığa uçmayı, kuşa yüzmeyi dayatan bu düzenden kurtulmak için; yerli, millî ve üretim odaklı bir devrime ihtiyaç vardır.
1. Disiplin ve Saygınlık: Öğretmenin İtibarı Devletin Onurudur
Eğitimde başarının ilk şartı huzur ve disiplindir. Öğretmenin otoritesinin sarsıldığı bir sistemde başarıdan söz edilemez. Sınıflarda kurulacak güvenli kayıt sistemleri, öğretmeni "potansiyel suçlu" yapmaz; aksine iftiralara karşı korur. Öğretmen sınıfta devletin temsilcisidir ve devlet, eğitimcisinin arkasında dağ gibi durmalıdır.
2. Şalpazarı Modeli: Toprakla ve Kültürle Büyüyen Nesiller
Teorik eğitimin beton binalara hapsedilmesine son vermeliyiz. Hayalimizdeki sistemde, örneğin Şalpazarı’mızda ilkokul sıralarındaki bir yavrumuz; daha çocuk yaşta toprağı, hayvanı ve memleketinin kültürel mirasını tanımaya başlamalıdır.
Fındık ve Tarım Bilinci: Öğrencimiz fındığın sadece toplanmasını değil; budanmasını, randıman artırmayı ve katkısız gübre kullanımını öğrenmelidir.
Fındığa katma değer katarak satmanın yollarını okulda kavramalıdır.
Hayvancılık ve Ağasar Balı: En doğal haliyle tereyağı ve peynir yapımını, arıcılık dersleriyle de meşhur Ağasar Balı’nın verimini nasıl artıracağını ilkokul bitmeden öğrenmiş olmalıdır.
Kültürel Kimlik ve Yöresel Giysiler: Şalpazarı’nın dünyaca ünlü yöresel giysilerinin tarihi, o motiflerin dili ve el sanatları ders olarak okutulmalıdır. Kız çocuklarımız, giydikleri fistanın sadece bir kıyafet değil, yüzyıllık bir Çepni Türkmen geleneğinin imzası olduğunu bilerek büyümelidir. Geçmişin estetiğini bilmeyen, geleceğin mimarı olamaz.
3. Yapısal Devrim: 4+4+İhtisas Modeli
Zoraki üniversite hayaliyle gençleri heder etmek yerine, yeteneği erken teşhis eden bir modele geçilmelidir. Ortaokuldan itibaren akademik başarısı düşük veya disiplin sorunu yaşayan öğrenciler, Ahilik ve Çıraklık kültürüyle harmanlanmış meslek okullarına yönlendirilmelidir. Gençlerimiz 17-18 yaşında mesleğini eline almalı, ekonomik özgürlüğünü kazanarak erken yaşta yuva kurabilmelidir.
4. Enderun Modeli: Yarının Liderleri
Ecdadımızın uyguladığı Enderun sistemi güncellenerek hayata geçirilmelidir. Her yıl seçilecek en parlak 500 zihin, devletin özel himayesinde, tam burslu ve maaşlı olarak yetiştirilmelidir. Bu gençler; Nuri Demirağ’ın azmi, Selçuk Bayraktar’ın vizyonu ve Aziz Sancar’ın ilmiyle donanmış olarak devletin kritik kadrolarına hazırlanmalıdır.
Sonuç: İstikbal Köklerdedir
Amerika’nın eğitim sistemimiz üzerindeki gölgesini silip atmak, sadece bir tercih değil, bir istikbal davasıdır. Kendi köklerinden beslenen, teknolojiyle kuşanmış ve ahlakla yoğrulmuş bir sistem bizi yeniden lider ülke yapacaktır.
Kendi fındığını bilimle harmanlayan, kendi kültürünü (Ağasar fistanını) gururla taşıyan ve öğretmenine sahip çıkan bir Türkiye, tam bağımsız Türkiye’dir.
Ali KILIÇ
Köşe Yazarı