google-site-verification=wgtbr02JT7dYyZ1IBRDtqtQdIxvWvgm3_rEV0b7tYNc
Haber Detayı
07 Nisan 2016 - Perşembe 23:22 Bu haber 409 kez okundu
 
KURTULUŞ SAVAŞI YAŞIYORUZ!
BÖLGEDEN Haberi
KURTULUŞ SAVAŞI YAŞIYORUZ!

Kürtler İran’da birçok haktan mahrumdurlar. Sıradan bir devlet memuru bile olamazlar. Ama orada hak aramazlar; ana dille eğitim istemezler; özerklik istemezler; İran aleyhine yıkıcı ve bölücü çalışmalar yapmazlar… Buna rağmen İran’da yaşayan Kürtler, terör örgütleri kurarak İran Devleti’ne karşı yıkıcı faaliyette bulunmazlar; terör eylemi yapmazlar. İlginçtir; dünyada hak arayan örgütler ve kuruluşlar bu yönüyle İran’dan hiç söz etmezler! İran’a baskı yapmazlar! Irakta uzun yıllar Saddam’ın Kürtlere yaptığı ayrımcı politikaları hepimiz biliyoruz. Saddam’ın Kürtlere uyguladığı zulümler, Halepçe’de kullanılan kimyasal silahlarla doruk noktasına çıkmış; köy, kasaba ve şehirlerde kimyasal silah saldırısıyla binlerce insanın cesedi uzun süre dünyanın gözü önünde sokaklarda kalmıştır. Ama dünyada hak arayan örgütler ve kuruluşlar bu yönüyle Irak’tan hiç söz etmemişlerdir! Ayrıca bu saldırı sonrası yüzbinlerce Iraklı Kürt Türkiye’ye sığınmış; Türkiye Cumhuriyeti Devleti onları güvencesi altına almış, Türk halkı onlarla ekmeğini bölüşmüş ve bağrına basmıştır. Buna rağmen Irak’ta yaşayan Kürtler, terör örgütleri kurarak Saddam Hüseyin’e ve Irak Devleti’ne karşı yıkıcı faaliyette bulunmadılar; terör eylemi yapmadılar. Suriye’de Esad, Kürtleri adam yerine koymaz; onlara kimlik belgesi dahi vermez. Kürtleri vatandaş kabul etmediği gibi Suriye’de hiçbir devlet görevine getirmez. Buna rağmen Suriye’de yaşayan Kürtler terör örgütleri kurarak Suriye Devleti’ne ve Esad’a karşı yıkıcı faaliyette bulunmadılar; terör eylemi yapmadılar. Türkiye’de memur, üst düzey bürokrat, Bakan, Başbakan, Cumhurbaşkanı, ordu komutanı, polis, öğretmen, emniyet müdürü olabilen; bankaları, şirketleri, fabrikaları olan; yazar, çizer, avukat, hakim… olabilen; kısaca İran, Irak ve Suriye’dekine benzer hiçbir kısıtlaması olmayan özgür Kürtler, Türkiye’de özgürlük için(!) neden acımasız terör eylemleri yaparlar? Anlaşılan o ki, bu bir Kürt hakları meselesi değil; Osmanlı’dan beri, hatta Selçukludan beri intikamı bitmeyenlerin meselesidir. Yani Haçlı meselesidir. Türkiye’nin büyümesini engellemek veya yavaşlatmak isteyenlerin meselesidir. Dış kontrol merkezleri ve onların derin yapıları bölgede kendi ordularını değil, Ermenileri kullanmaktadırlar. Ermenilerin komitacıları da Kürtleri kullanmaktadırlar. Paralel yapı, siyasi parti, sivil toplum kuruluşu, şirket vb. değişik kisveler altında karşımıza çıkan veya çıkmayan yerli işbirlikçiler de onların uzantılarıdır. Kürtler bu yolda sadece aracı olarak kullanılmakta ve aslında acımasızca heba edilmektedir. Azerilere karşı Karabağ’da başlatılan ve gittikçe büyütülmek istenen Ermeni saldırılarının zamanlamasına bakıldığında, Türkiye’deki çatışmalarla birlikte yönetilen bir süreç olarak bölgemizde dışarıdan koordine edilen ve Azerbaycan-Türkiye birlikteliğinden, ortak projelerden rahatsız olan çevrelerin operasyonu olduğu gün gibi açık seçik ortadadır. Minsk Grubu da görevini bu nedenle yapmamaktadır. Kurtuluş savaşı veriyoruz. Hedef Türkiye’dir. Türklerdir. Türkiye’nin Orta Asya Türk Dünyası ile bağını koparmak; Ortadoğu ile arasını açmak; içeride kavgalı ve birbiriyle çatışan kaos ortamında başını kaldıramayan bir ülke oluşturmaktır. Fiziki olarak Suriye kuzeyinde oluşturulmak istenen koridor güneyimizi kapatacak; Ermenistan’ın Karabağ’ı işgali ile Orta Asya Türk Dünyası ile aramıza fiziki engel koyulmuş olacaktır. Her iki bölgede bulunan enerji, doğal kaynaklar, tarım arazileri İsrail ve Batı için çok hayati önem arz etmekte, hesaplarını buna göre yapmaktadırlar. Bu amaçları için kendi ordularını değil, bölge halklarını birbirine düşürerek onlara silah ve strateji desteği sağlayarak ve çatışmaları yıllara ve bölgeye kontrollü bir biçimde yayarak denetimleri altında bir savaş yürütmektedirler. Bu savaş bizim için örtülü ve sinsice yürütülen bir savaştır. Bitler bedeni sarmadan ilaçlamak gerekir. Buna izin vermemeliyiz. Sekiz yıl boyunca değişik görevlerim gereği Doğu ve Güneydoğu’da kaldım. Gördüm ki, acıkınca çalarsan bir kürdün kapısını, seninle ekmeğini bölüşür. Başına bir felaket geldiğinde çalarsan bir kürdün kapısını, seninle evini bölüşür; başın dara girince parasını bölüşür. Aslında Kürtler bizden biridir ve bu ülkenin ayrılamaz bir parçasıdır. Bizimle birlikte olmalıdırlar. İngiltere Hindistan’a İngilizce konuşturdu, Güney Afrika’yı Hristiyanlaştırdı, Fransa Kuzey Afrika’da benzerini başardı da biz binlerce yıl birlikte yaşadığımız Kürtleri bizimle tek vücut haline getirmemiz gerekirken, tam tersi başkaları tarafından ayrıştırılarak bize düşman haline getirilmesine neden engel olamadık? Yarınlarda ah ile vah ile dövünmek nafile! Olanlar olmuş bir kere! dememek için bitler bedeni sarmadan ilaçlamak gerekir. Gün; “ona kızıyorum, buna kızgınım, şunu sevmiyorum, buna öfkeliyim” günü değil, birlik ve beraberlik günüdür. Konu vatan, bağımsızlık ve bayrak ise gerisi teferruattır!
Kaynak: (Ş.G) - Şalpazarı Gündem Editör: Şalpazarı Gündem
Etiketler: KURTULUŞ, SAVAŞI, YAŞIYORUZ!,
Yorumlar
Haber Yazılımı