Haber Detayı
21 Şubat 2016 - Pazar 02:34 Bu haber 414 kez okundu
 
KALANDAR GELDİ HOŞ GELDİ
BÖLGEDEN Haberi
KALANDAR GELDİ HOŞ GELDİ

Kalandar! Yöresel takvimimize göre yeni yılın ilk ayı ve yılbaşımız. Dünyanın her yerinde yeni yıl, insanlar tarafından değişik ritüellerle kutlanır. Kimileri sabahlara kadar coşar, dans eder eğlenir yeni yılı böyle kutlar, kimileri hayırlara vesile olması için dua okur, kimileri de adaklar adar kurbanlar keser. Yeni yılımızın gelişini müjdeleyen Kalandarı bizim için farklı kılan, ilkel ritüller zincirlerinden oluşan geleneğimiz olmasıdır. Paylaşım, dilek dileme, uğur, bolluk ve bereket getirmesini bekleyerek… bizim için ;Yeni yılı ondan bilmektir aslında Kalandar... Okumayan bir toplum olduğumuz doğrudur. Okumayan insanlar, bilgi eksiklikleri olduğu konularda, ya duyduklarıyla, yetinir ya da bilgisizliklerini taraftar mantığıyla ısrarla savunurlar. Yarın KALANDAR , hepimiz kalandarı yörede olduğu şekliyle kutlayacağız. Var olan gelenekleri yaşatmak insan olanın görevidir. Fakat olmayanı ithal edip varmış gibi göstermek kültürel yozlaşmadır. Son yıllarda yöremiz de olmayan KALANDAR ritülleri kültürümüzün içine sokulmakta, ithal edilmekte, yörede ki manasından uzaklaştırılmakta, yeni kimlik yaratılmakta,olmayan inanışlar varmış gibi gösterilmekte ve algı yanıltması yapılmaktadır.Tıpkı Doğu ve Güneydoğuda nevuruza yüklenmek istenen ideolojik anlam gibi. Halk var olan geleneksel Kalandar ritüellerini her yıl kendiliğinden yerine getirmektedir zaten. Medyayı, sosyal internet siteleri kullanılarak, Yunanistan da yaşayan Karadeniz göçmeni Hıristiyanların kutladığı Kalandar geleneklerini (ne aynı tarihte ne de aynı manada kutlanmazlar) bölgemize ithal etme yarışı masum olmasa gerek.(şunu açıkça belirtmen gerekir ki; Onlarda bizim, onlarda bu toprakların insanları. Onlara karşı asla bir düşmanlığım yoktur.) Tıpkı müzikte ve horonlarda yaptıkları gibi. Kimileri bunu yaparken; sanatçılık, entelektüellik, kardeş halkların kültürü gibi isimler adı altında aslında yerel kültürü baltalamaktadırlar. Ata kültürü halk kültürümüzün canlı örneklerinin hala diri bir şekilde yaşadığını çıplak gözle görmekteyiz. Yok, hani bunlara ilave etmek, olmayanı varmış gibi göstermek, özellikle de bazı kültür örneklerimizi Tük kimliğinden koparmaya çalışıp başkalarına yamamaya çalışma gayreti İdeolojik olsa gerek. Emperyalistlerin bunu yapmasını doğal karşılıyorum çünkü hedefleri 1000 yıldır aynı. Kalandar geleneğinin içeriğine ve teferruatına girmek istemiyorum. Kalandar geleneği çeşitli ülkelerde ve değişik milletlerde farklı ritüellerle kutlanmaktadır. Bizim için Kalandar ;yılbaşıdır, yeni yılın huzurlu, mutlu, sağlıklı, bereketli ve bolluk içinde geçmesi için yapılan ritüller zinciridir. Bu kültürün içinde başka şeyler aramak, başka yerlere yamamak, tek bir halka mal etmek ve bunun üzerinden etnik siyaset yapmaya çalışmak iyi niyetli olmasa gerek. Rumi takvim… hımm Rum dan kaldı besbelli… o zaman bizde Rumuz…gibi basit denklemler kurarak kolayca işin içinden çıkmak isterler. Oysa Rumi takvimin Yunanla ya da Rum ile bir alakası olmadığını bilmezler bile. Asıl önemli olan, Rumi Takvim’in, Hz. Peygamber’in hicreti ile başlayan bir hicri takvim olmasıdır. Evet, Rumi takvim bir hicri güneş takvimidir. Hicri takvimler; hicri şemsi takvim ve hicri kameri takvim olmak üzere ikiye ayrılır. Hicri kameri takvim ayın güneş etrafında dönüşüne göre düzenlenen ay takvimidir. Hicri şemsi takvim ise dünyanın güneş etrafında dönüşü ile hesaplanan güneş takvimidir. Buna göre, bizim Ramazan ayı orucunu tuttuğumuz Hicri Takvim ay takvimi iken, Rumi Takvim Hicri güneş takvimidir. Düzeltilmemiş Julien takvimine göre ayarlanmış olduğu için Rumi takvim ile miladi takvim arasında 13 günlük bir fark vardır. Görüldüğü gibi, Peygamberimizin hicreti ile başlayan bir takvim bile, ismi nedeniyle insanımızda kafa karışıklığına sebep olabilmektedir. Öyle ki yöremizde bu şekliyle ayrıntılı bir biçimde kullanılmayan Rumi takvimin ay isimleri ilçeden ilçeye değişmektedir. Tonya ve civarında 10 . Aya Biçim(Ekim) ayı denirken, Çaykara’da Koçayı, Bulancak’da Ortagüz ,Şalpazarında Darı ayı denmektedir. Latince takvim anlamında ki Kalandar, Rumlar yöremize gelmeden öncede var olan bir gelenektir. Bu gün Yunanistan’da yaşayan ve Karadeniz’ den mübadeleyle göçmüş Rumlar buradan götürdükleri gelenekleri orada yaşatmaktadır. Kaynak burasıdır ve onlarda buralıdır. Ancak tarihi saptırmak, ideolojik bakmak ve her şeyin yunandan geldiğini savunup Kalandar geleneğini de antik yunana bağlamak isteyenlere soruyorum. Mübadeleden önce Yunanistan da kalandar geleneği var mıydı? Tıpkı horon ve kemençe olduğu gibi… Yöremizde kalandar 13 Ocak akşamı kutlanırken, Karadeniz göçmeni Rumlar, 24 Aralığı 25’ine bağlayan gece “kalanda/kalanta” adı verilen Noel şarkıları söyleyerek Hz. İsa’nın doğumunu kutlarlar. Görüldüğü gibi bizim Kalandarımızla hem ay hesabı olarak, hem de inanış olarak farklıdırlar.aynı içerikte kutlanmazlar. Adını bilmediğimiz, açıklayamadığımız kelimelerden yola çıkarak mı bir kültür ürünü bir millete bağlıyoruz? Bir çoğumuzun ismi Arapça şimdi biz Arap mı oluyoruz? Binlerce yıl aynı kültürü paylaşan halkların birbirinden etkilenmemesi mümkün mü? Ancak her şeyi kendine mal edip Türklerin payı yoktur diyenler bilgiden yoksundur. Kalandar ritüellerine Anadolu’da, Azerbaycan’da, Ortadoğu’da, Orta Asya Ülkelerinde, Balkanlarda hatta Japonya’da bile rastlanmaktadır. Biz bildiğimiz, gördüğümüz, atadan kalan kalandarımızı yaşatalım. Oyandan buyandan ithal edip, Kalandarımızın dokusunu bozmayalım. Yeni nesillere kalandarın paylaşım olduğunu anlatalım. Kalandar akşamı yine alsınlar ellerine çenteyleri tek tek dolansınlar evleri. Sonra topladıklarını paylaşsınlar. Paylaşımı, birlikte yaşamayı, konuşmayı, üretmeyi öğrensinler. Bizim Kalandarımızda paylaşım var, sevinç var, dilek tutma var, huzur var,bolluk ,bereket var. Umarım bu yıl Kalandarımızı kıranlar bize mutluluk,barış,huzur,adalet,demokrasi getirir.
Kaynak: (İHA) - İhlas Haber Ajansı Editör: Hakan Yakın
Etiketler: KALANDAR, GELDİ, HOŞ, GELDİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı